+ Konu Cevaplama Paneli + Yeni Konu aç
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Unutulan Yaşam Kompleksi: Laz Evleri

  1. #1
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    ^^Bıraktığın Yerden^^
    Mesajlar
    6.165

    Standart Unutulan Yaşam Kompleksi: Laz Evleri

    Konuya Cevap Yazarak Linki Görebilirsiniz

    Arhavi Üçler Küyü Azzizişi Konağı. Fotoğraf: Hüseyin Cahit Ataselim

    Başlığa bakarak Laz Evi diye bir ev mi var sorusu akla gelebilir. Buna verilecek en iyi cevap vardı olacaktır. Çünkü hızla yayılan betonlaşma Laz Evlerinin de sonunu getirdi. Yüz yıla yakın bir zamandır özgün Laz Mimarisinde evler yapılmıyor. Eskinin yerine yenisinin gelmemesi bir yana, iç göç yüzünden bir de terk edilince evler bir bir yok oldu. Sözünü ettiğimiz bu evler başka yerde olmayan özgün bir mimari olduğu için Laz Evleri diyoruz. Çevresindeki serender, mandıra ve ambar gibi yaşamı destekleyen alanlara bakıldığında, tamamı ahşap olan bu evlerin gerçek bir yaşam kompleksi olduğu söylenebilir. Bugün parmakla gösterebileceğimiz birkaç ev dışında neredeyse rastlanmıyor. Köylere kadar giren çirkin ve sağlıksız beton yapılaşma bu görkemli ve yaşanası mekanların yerini almıştır.

    Engebeli bir coğrafyada ağır kış şartlarında tarım ve hayvancılıkla uğraşmak bir bakıma bu kompleksi bir araya getirmeyi zorunlu kılıyordu. Bu zorunluluk bugünkü teknolojinin bile zor geçit verdiği alanlara yüzyıllar önce bu görkemli yaşanası mekanları kurduruyordu. Bölgenin dağlık ve yüksek olmasının yanı sıra aşırı yağışlı ve nemli olması ve ağaç derdinin hiç olmaması ahşap yapılaşmayı zorunlu getirse de, yaşam alanını destekleyen serender, ambar ve mandıra gibi yapılar hayata bir değer katarken, nihayetinde bunların görkemli mimarileri de estetiği tamamlıyordu diyebiliriz.


    Lazların bu yapıcılık anlayışı ortaya mimari estetikler çıkarırken, bir yandan da dışa kapalı olan ekonomi için endüstriyel bir canlılık getiriyordu. Gurbetçi Lazlar için ahşaba dayalı bu yapılar hızarcılık mesleğini geliştirmiş, o zamanın şartlarına göre dağlarda insan gücüne dayalı ilkel bir ağaç endüstrisi oluşturmuştur. Endüstri diyoruz, çünkü hilafsız bütün evler aynı şekilde yapılmakta ve bütün donanım ahşap olduğu için hızarcıların tezgâhından geçiyordu. Bir hızar ekibinde üç hızarcı ve üç-dört yardımcı derken 6-7 kişi bulunurdu. Her köyde birkaç hızarcı ekibinin olması ve bunların yaz boyunca çalışması düşünülürse istihdam açısından önemli alanlar olduğunu söylemek yanlış olmaz.

    Evlerin konumu arazinin yapısı ve rüzgara göre belirlenirdi. Bazı istisnalar dışında bütün evler bodrum ve zemin üstü kattan oluşurdu. Geneli eğimli olan arazide açılan hafriyatın yerine ahır olarak kullanılacak olan evin bodrum kısmı yerleştirilirdi. Üste gelen düz alana ise evin giriş bölümü olan iç avlu yerleştirilip, devamında evin en önemli mekanı ve en geniş alanı olan mutfak-salon bir arada bölüm ve bu bölüme bitişik yan odalar yerleştirilirdi. Ahır yada bodrum kısmının üzerine ise salondan çıkılan bir antre ile hayat ve hayatın sağında solunda iki oda yerleştirilirdi. Evin açıkta kalan geniş ve manzaralı kısmı hayat ve köşke ayrılarak, günlük yaşamın ve çoğu aktivitelerin gerçekleştiği mutfak-salon kısmı soğuk havalarda rüzgara karşı korunmuş oluyordu. Evin konumuna dışarıdan bakış böyleydi.

    Konuya Cevap Yazarak Linki Görebilirsiniz

    Lazlarda evlerin tek başına bir yerleşim alanı olmadığını belirtmiştik. Evin çok yakınında serender (seenti, serenti, nayla), mandıra (mandre), ambar (bağu) ve taş dibek (oçamre, çambre, onçamure) gibi yaşamı destekleme yapı ve elemanlarının bir arada bulunması özellikle yüksek köylerin ağır kış şartlarında bir zorunluluktu. Yazın hayat akışı normal olsa da köy yerinin bakkal ve pazara uzak olması yağ, şeker, tuz, un gibi günlük gıda tüketiminde asgari 15-20 günlük stok gerektiriyordu. Kışın elverişsiz hava şartlarında ayakta kalabilmek için bu stoklar üç-beş aylık ihtiyacı karşılayabilecek miktarda olurdu. Bunların yanında iç üretim olan mısır, fındık, ceviz, bal, pekmez, turşu, meyve ve bakliyat gibi yiyecek stoklarının aylarca muhafaza edilmesine elverişli alanlar gereklidir. Serender ve bağu dediğimiz yapılar modern antrepoculuğa taş çıkartacak mekanlar oluştururdu.

    Sadece insan yiyeceği mi, hayvanlar kış boyunca ne yiyecekler ve altlarına ne serilecek? İşte bunlar için de iki-üç kattan oluşan Lazların mandre dedikleri ahşap mandıralar kullanılırdı. Bu yapılar tıka basa otlarla doldurulur, artan otlar da dışarıda yaptıkları ve Lazların bardi dedikleri yığınlarda muhafaza edilirdi.

    Laz evlerinin birbirine uzaklığı herkes tarafından bilinip bazen de hicvedilmekte. Bunun ana sebebi arazinin engebeli yapısıyla ilgili olsa da bazı yan sebepler de vardır. Bu sebeplerin ayrıntıları da önemli. Bize göre bir önemli sebep de bölgenin aşırı yağışlı ve rutubetli olmasından dolayı kapalı ve kuytu yerlere evlerin kurulmamasıdır. Örneğin birçok evlerin yakınında düzlük araziler varken, kardeş evler bile uzak düşseler dahi bu yüzden havalı ve güneş gören yerleri tercih etmiştir. Herkesin kendi arazisini kontrol edebileceği gibi konuşlanması da bize göre bir başka sebeptir. Bir başka sebep de geçmişte istisnasız olarak her evin kedi köpek, inek, tavuk vs. gibi evcil hayvanları beslemesidir. Bu hayvanlar sürekli kapalı tutulamayacağı için en azından başkasını rahatsız etmeyecek gibi belli bir hareket ve havalandırma alanları gereklidir. Bütün bunların dışında Ev, serender, mandıra ve ambar gibi yapıların bir arada konuşlanacağı bir alan bulmak ve içinde nesilden nesile hayat verecek bir yaşam kompleksinin yerleştirilmesi bu mekanları birbirine oldukça uzak bırakmıştır.

    Zaman zaman bu sayfalarda bu yaşam kompleksini oluşturan ev (oxori), serender (seenti, nayla), mandıra (mandre), ambar (bağu), değirmen (karmat’e, skibu), kulübe (bageni, k’alivi) gibi yapıları ayrıntılı olarak tanıtmaya çalışacağız. Bu çalışmalar belli bir kaynağa dayanmayan, kendi olanaklarımızla yaptığımız özgün alan çalışmalarıdır. Amacında kullanılmak üzere hiç kimseden izin almadan kullanılabilir.

    Bugün yapılması gereken tek tük kalan bu evlerin koruma altına alınmasıdır. Bunlar son zamanlarda hoyratça kaybetmekte olduğumuz kültürel değerlerdir. Artık ustası dahi bulunamayan bu binaların mimarisi ve yapı tekniğinin çıkarılıp kayıtlara alınması gerekir.

    Sadece evler mi kayboluyor? Bu evlerde kullanılan geleneksel eşyalar, alet edevat ve takımlar neredeyse hiç bilinmemektedir. Bu alanda 5-6 yıldır yürütmeye çalıştığımız bir çalışma var. Minik bir etnografya çalışması diyebiliriz. Kağnısından (öküz arabası) sapanına, bıçağından baltasına, ev eşyalarından aksesuara kadar kabaca yüz civarında geleneksel malzeme topladık. Bu sayının çok daha artacağı ortada. Bunları müze gibi halka sergilemek için küçük bir binaya ihtiyaç vardır. Olanaklarımız ölçüsünde en kısa zamanda uygun yer ve bina bulup bu eşyaları sergilemek arzusundayız.

    Yöremizde her yıl çeşitli festivaller düzenlenir. Kültürümüzle ilgisi olmayan mankenler, defileler, rafting, yamaç paraşütleri gibi etkinliklere harcamalar yapılıyor. Yapılsın elbette, hiç de karşı değiliz. Ama bunların yanında kültürümüze de sahip çıkmak gerekir. Duyarlar mı bilemem ama ben buradan sesleniyorum. Değerli yerel yöneticiler, festivalin gündüz programına geleneksel Laz eşyalarının sergileneceği bir etkinlik koyabilirsiniz. Hem etkinliğin bir ayağı köye basar, hem de unutulmakta olan geleneksel eşyalar sergisi yapılır. Hem de hiç masrafsız ve karşılıksız yapmaya hazırız. Bizden söylemesi.

    Makale: Kamil Aksoylu

    Konuya Cevap Yazarak Linki Görebilirsiniz

    Konuya Cevap Yazarak Linki Görebilirsiniz
    Unutma ! Sükûtlarda Saklıdır En Derin Haykırışlar..!!



    O Gün Geldi ..
    Cehennemden daha sıcak olan
    aşk ateşinin yüregimi yakıp kül ettiği gün geldi..
    Böylece günler sonsuz geceye döndü ..
    Umudumun mumu söndü
    ...

    Ey zulmün nefesini yüzüme üfleyen sevgili ! Sevin....
    Bir avuç kül olan yüreğimde artık aşkına yer yok
    ..

    Ama Bilki hayatında bir adaleti var ..
    Yabancı kollarda uyuduğun
    uykularından korkunç düşlerle uyanacaksın ..
    Bana verdiğin zulmu seninde yüreğin tadacak ..
    Ey Sevgili sıra sende şimdide Sen Yanacaksın..!!

    Siyahincimin Kaleminden

  2. #2
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    6.114

    Standart

    ellerine sağlık...Günümüzde bu tip evleri insanlar ambar olarak kullanıyo...





    XxX

    - Yasal Uyarı -
    RizeCity.com 'da bulunan tüm mp3ler tanıtım amaçlıdır.
    Mp3leri 24 saat içinde silmek zorundasınız.
    Eğer silinmez ise bu durumdan RizeCity.com ve üyeleri kesinlikle sorumlu tutulamaz.
    Mp3ü indiren kişi bu uyarıyı kabul etmiş sayılır.


  3. #3
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    103

    Standart

    o alttakiler ambar zaten kiler olarak kullanılır adına naliya nalya serender denir

    usteki konklarda bugun rizenın ozellıkle doğal yaşamı bozulmamış çamlıhemşin hemşin ardeşen pazar fındıklı da raslanır
    ayrıca bu ewler laz ewleri değildir
    doğu karadenizin kültürel tairihinde ki ortak mimarisinin örnekleridir genelde bu konakları yüksek kesimde yaşayan insanlar kullanır hemşinlier lazlar v.s.

  4. #4
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesajlar
    25

    Standart

    eskiden kuLLalıyodu bnLar rize geLişti artıkk

Bu Konudaki Etiketler

Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren RizeCity.Com Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. RizeCity.Com hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler rizecity@gmail.com  mail adresi ile iletişime geçildikten sonra en geç 1 (Bir) Gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde tarafımızdan incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve Avukatımız size dönüş yapacaktır.