Aşk ve İdrar Sendromu

‘’Hayatım bana bir Martini alır mısın’’ dedi. Şımarmasın, iplerin elinde olduğunu anlamansın, beni terk ederse intaharın eşiklerinde boyunda ilmik ayak tabanlarımın altında Koçtaş’tan kampanya ya kanıp aldığım 12 TL lik beyaz plastik tabure de hayatımı sorgulayacağımı bilsin istemedim. ‘’İçeriğinde siyah zeytin mi yeşil mi zeytin mi olsun hayatım’’ dedim. ‘’Yeşil’’ dedi. ‘’Yöre fark eder mi , bak gemlik bölgesinin yeşil zeytini harikadır çok etli az tuzludur nasıl arzu edersen’’dedim. Kedi gibi sokulup Piton gibi belime boynuma sarıldı, ‘’senin bu hayata detaylı bakışına bayılıyorum’’ Başar dedi. Benim ona bayıldığımı , şu sosyete barının 2. katında oturduğumuz VIP köşesinde kendini balıklama aşağı at dese hemen hayatım diyip atacağımı bilsin istemedim. Şımarmasın , böyle stabil kalsın, kazayla azgınlaşıp hayatımı ona endekslediğimi bilip bu yaşa yaşa doyama hayatımı bana zindan etmesin istedim. ‘’Yavrum , ne detayı, altı üstü zeytin, nerden neler çıkarıyorsun alemsin’’ dedim.

Martiniyi almadan bende 2 litre Fıçı Efes sebebiyle birikmiş, hatta ha şimdi ha sonra diye bekletip döviz gibi değerlenip böbreklerde 3 litreye çıkmış idrarı atayım, hayata yeni doğmuş erkek çocuğu gibi yeniden başlayayım istedim. Tuvalete girdim önümde ki sırada 12 buram buram parfüme karışmış ter kokan adamın çişini yapmasını seyrettim. Hayat böyledir, seyretmek istemediğin şeyleri kimse silah dayamadan memnunmuş gibi seyretmek zorunda kalırsınız. Ya eller belde fayans sayarsın, ya da pisuardan ayrılan her erkek kişinin yüzünde rahatlamanın verdiği tebessüme sende ortak olursun, sende onunla coşarsın. İşte ben coşuyordum, aktivitesini sonlandıran ve yanımdan geçen her erkek çocuğunu yakalayıp boynuna sarılıp rahatlamanın coşkusunu beraber yaşamak istiyor, abi geçmiş olsun, bir başka idrar atımında yine buluşalım demek istiyordum.

Telefon çalıp kapandı baktım üst katta beni bekleyen yavuklum, al yanaklım pek bir mini eteklim. Çaldırdım kapattım demek eğer kalabalık bir mekanda isek , hayatım neredesin seni çok özledim tiz gel emi demek idi. Bu tip ortamlarda çaldırma konusunu aramazda böyle şifrelemiştik.

Sıra bana gelip baştan 4. pisuara yerleştim. Sağa sola baktım benim gibi 9 kişi at yarışlarında koşu alanında kafeslerine giren İngiliz tayları gibi asildi. Asilliğimiz benliğimize öyle bir vurmuştu , öyle bir terbiye sınırları içindeydik ki sağ olsun kimse kimsenin işeme aktivitesini seyretmiyor , muhtemelen pisuarın deliklerinde ki o güzelim naftalin kokan top tabletleri nişanlıyor vuruyor da vuruyordu. Evet, sağımda ki solumda ki herkes şarıl şarıl işiyordu ben ise eller belde gözler fayans derzlerinde bekliyordum.

Bende evimin rahatlığını hiçbir yerde bulamam sendromu vardır. Ben birisi yanımdayken tuvalet aktivitemi gerçekleştiremem. İşte bundan dolayı yıllardır ben bu çiş sıralarında beklerken ne zaman pisuar boşalsa arkamdakine buyur hocam sen geç ben kabini bekliyorum derim. Gece bir yere çıkacaksam, kalabalık bir ortamda bulunacaksam her zaman o ortamın tuvalet fizibilitesini yaparım. Pisuarlarla beraber özel kapısını kapatabileceğin kabinler var ise işte ben o işletmeye taparım. Ama düz taban ayaklı ama gel gör ki pedikürlü ve çok şükür ki her daim mini etekli yarim ‘’haydi Başar , seni harika bir yere götürüyorum iş çıkışı seni alıyorum’’ der ise risk alırsın ‘’olur hayatım dersin’’ sonra sırada bekleyen onlarca adamın böyle ‘’bu herif sabahtan beri neden işemiyor lan’’ bakışlarına maruz kalırsın.

Telefon iki kere çaldı baktım yavuklum. Bu şu demekti ; ‘’hayatım nerdesin, tuvalete mi gittin, şayet gittiysen deliğe mi düştün, seni çok özledim, seni öküz gibi seviyorum’’ Ben baktım bu işeme aktivitem kesinlikle gerçekleşmeyecek. Ama vazgeçerde ayrılırsam biliyorum, efil efil parfüm kokan yarime ulaşamadan geri dönüp tekrar sıraya gireceğim her şeye yeniden başlayacağım. Tüm gece millet teknoyla pistlerde coşarken sevgilisiyle Martini tokuştururken ben pisuarlarda sürüneceğim.

Bir yerlerde okumuştum. İnsan evladı çişini yapmaz ise belli bir süre sonra bu atılması gereken madde vücuda karışıyor kanda ne alyuvar ne de akyuvar bırakıyor. Bu durumda bu maddeyi vücuttan atmanın 2 yolu vardır. Ya zıplayıp koşacaksın ter ile atacaksın, ya da ağlayacak göz yaşı ile atacaksın. Bu benim o an aklıma gelmiş bir teoriydi. Böyle dar bir alanda koşamayacağıma göre ağlamak en makul çözüm gibi geldi bana. Aklıma bin bir türlü kötü anı kötü olay getirdim ağlamak için, hiçbir şey beni negatif etkilemedi. Bir anda balık yese sonra o balıklı elleriyle boynuma dolanıp beni öpse tiksinmeyeceğim aşkımın beraber grupça geldiğimiz ve bu grubun içinde kız arkadaşsız gelen , bana pek bir fırsatçı görünen Metin adamı ile ben burada cebelleşirken kırıştırdığı aklıma geldi.

Tüm tuvalet halkı şarıl şarıl işiyordu. Ben ise ‘’bunu bana nasıl yaparsın aşkım’’ diye, bağıra bağıra kafamı pisuara dayamış ağlıyordum. Yeterince ağlayıp biraz rahatlamanın ardından gözlerimin fermuarını çektim. Çıkarken sağ olsun tüm çiş sırası insanları sırtımı sıvazlayarak ‘’abi geçmiş olsun, bir kız için hele hele o yelloz için değmez bağırışları arasında yürü be koçum kim tutar nağraları ile uğurluyorlardı. Tüm çişi gelmiş insanlar ile aramdaki bu yüce sarsılmaz bağ ben WC den dışarı çıkınca koptu. Kopunca yine içeri girdim yine alkış tufanı koptu.

Telefon 3 kere çaldı baktım benim yelloz. 3 kere çaldırmak demek ne demekti. Bu tip ortamlarda gözden 3 kere çaldırılacak kadar ortadan kaybolmamıştım. Beni 3 kere çaldırmak. Acaba , acaba ‘’Başar, hayatım Martinin de senin olsun Gemlik zeytininde üstüne kapak olsun, ben şu an Metin kişiliksizi ile yiyişiyorum mu demekti’’. En son süratim olan saate 12 deniz mili hızı ile ayaklar kıça vura vura 2. kattaki locamıza koştum. Baktım ne benim şırfıntı ne de Metin arsızı vardı. Ha yıkıldım ha ortalığı yıkmak üzereyken el dokundu döndüm baktım Metin. ‘’Abi senin ki acil eve gitmesi gerekti suyumu açık bırakmış ne olmuşsa komşular aradı, seni aradı ama açmadın, bak altta barda oturan 2 tane kızı görüyor musun, henüz ayarladım, gel beraber takılalım, sende yalnızsın bende yalnızım bu gece bizim gecemiz Başar’ım’’ dedi. ‘’Metin iste seninle Fizan’a giderim, iste senin için dağları delerim, bu dakikadan sonra en kral arkadaşımsın’’ dedim.