|
|
Kilosunu değiştirmeye çalışan herkes, yediklerini kontrol altına almayla çözümlenebileceğini düşünerek umutla rejime başlar. Çok yersen kilo alırsın, az yersen zayıflarsın, doğru yersen kilonda kalırsın şeklinde yaygın bir inanış vardır. Bu şekilde biraz uğraşırsak vücudumuzu istediğimiz şekle sokabileceğimiz mantığı çıkmaktadır. Böyle bir düşüncenin neden olduğu 2 sorun vardır 1. si kadının istediği kiloda değilse bir başka deyişle başkalarının onu görmek istediği kiloda değilse, bunun nedeni onun şanssız olması değildir. Bu durum o kadının kendi hatasıdır. Kendisini kilolu hisseden kişi yeterince çaba göstermediğini düşünerek kendisini sorumlu tutar. 2. sorun ise zayıflama sisteminin yani az ye zayıfla çok ye şişmanla düşüncesinin çok basit olmasıdır. Vücudumuz alıştığı kiloda kalma konusunda bize direnmesi bizim çabucak, bir hevesle başladığımız bu felsefeyi yıkmamızı sağlar. Bu vücudun kilo bakımından ayarlanmış bir sistem gibi çalıştığını ifade eder. Vücut kendisine fırsat verildiğinde doğal düzenlemeyi destekler. İster bu durumu beğenin ister beğenmeyin vücut bu konuda söz sahibidir. Vücudunuza gerekli besinleri vermediğiniz sürece (günlük protein vitamin mineral vs..) size direnmeye devam edecek tüm rejim girişiminizi boşa çıkaracaktır. Çoğu insan halinden şikayetçidir ve bu kilo vermeye çalışacakları anlamına gelir. Her seferinde vücut bu direnci gösterecek rejim çıkmazı adını verdiğimiz duruma kapılarak şaşkına dönerler.
Bir insan zayıflamaya çalışıyorsa kendisinden yada yaşamından bir şekilde memnun olmadığı anlamına gelir. Ancak bir kadın kilo kaybetmekten fazlasını doğal olarak istemektedir.Ağırlığın yanında ölçülerinde farklılaşmasını ister. Rejime başlamak ilk etapta olumlu bir hareket gibi görünür. Rejime başlayan kişi ilk günlerde kendisini iyi ve mutlu hisseder. Çünkü hayatını kontrolü altına aldığını sanmaktadır. Ta ki rejim yapmanın diğer yüzüyle karşılaşana kadar, bu uzun sürmez zaten. Sürekli açlık hisseder, aklı her zaman yemektedir, yememek için kendini zor tutar, normalden daha sinirli yada duygusal davranışları artmıştır. Vücut mekanizması rejim sahibine karşı direnmeye başlamıştır ne kadar zorlarsa rejime, vücudun tepkisi de o kadar zorlayıcı olmaktadır.Buna rejim çıkmazı denir. Çünkü vücut hücresel olarak bile açlık hissetmeye başlamıştır. Hastalık riski fazlalaşmıştır vücudun doğal olarak direnmesi gerekmektedir. Rejim çıkmazıyla baş edemeyen kilo veremeyen kişiler, geçici olarak rejimi bırakarak beslenme bozukluğu tuzağından kurtulmuş olurlar. Beslenme bozukluğu olanlar ise rejim çıkmazına takılsalar bile kilo verme isteğinde ısrar ederler.
Hasta bir direnme kısır döngüsüne takılarak hedeflediği kilonun altına düşer. Yediklerini kontrol ederek kendisini iyi hissetmenin tek yolu olduğu bir noktaya gelmiştir. Anoreksiya nevroza hastalığına yakalanmıştır.
Bulimia nevroza hastalığına yakalanma riskini taşıyan bir kadın aynı kısır döngüye boyun eğer ve abur cubur yeme krizine girerek cevap verir. Rejim sorası ise fazla kilolarının artması ile ön plana çıkar. Rejim çoğunlukla başarısızlık ve acıyla sonuçlanabilmektedir.
Not olarak kişiyi beslenme bozukluğuna götüren ilk adım, yediklerini azaltarak kilo vermeye çalışmaktır.
Forum Kuralları - Rize Kameraları - Resim Yükle
Facebook to RizeCity Connect
Yaşandığında varolan şeyler yaşanmazken yalan olmaz, asil olan şu ki özlem ve sevgi, ölüm gibi son bulmaz!...
A.Ş.K
Paylaş