Lazların Çay İle Tanışması
LAZLARIN ÇAYLA TANIŞMASI
1960-70'lerde daha fazla bütün verimli arazilerini çay yetiştirmeye ayırmanın avantajlarını fark ettikçe mısır ekili alanlarda hızlı bir azalma olmuştur."
Bölge ekonomisi için daha da önemli olan çay bahçelerinin genişlemesiydi. 1951'den sonraki hükümetin yaş çay için yüksek destek vadettiği düşüncesi, daha önce pazar için önemli ölçekte üretim yapmamış olan çoğunluk da dahil, pek çok çiftçinin kazandıkları parayı arttırmak için çay ekmeye başlamaya ikna olmasına yetmiştir.
Ziraat bankasından alınabilen cömert kredilerin yanı sıra, hiçbir şekilde ilerleye dönük vergilendirmenin olmayışı pek çok yetiştiriciyi, bahçe alanını en geniş düzeye çıkararak kazançlarını arttırmaları için teşvik etmiştir. 1956'dan sonra üreticilere cömert krediler sağlamış, çayın daha geniş alanlara yayılmasını teşvik etmeyi amaçlamıştır.
Çay tarımı başlangıçta Rize ve çevresinde tarımı yapılmakta iken 1960'lardan sonra Rize'nin doğusundaki kıyı şeridine genişlemeye başlamıştır. Fındıklı'daki çay fabrikası 1965'de, Arhavi'deki 1963'de açılmıştır. Ancak bu, çayın yüksek köylere kadar yayıldığı anlamına gelmiyordu. Özellikle Rize'nin doğusunda kalan köy yerleşimlerinde çay tarımına geçilmesi 1975'lere kadar devam eden bir süreçte gerçekleşebilmiştir." 1970'lere gelindiğinde, çay bölgesel ekonominin dayanak noktası haline gelmiştir. "Bu, çayın bütün sosyal gruplar arasında, hızla ve neredeyse tamamen kahvenin yerini alarak, her durum için bir içecek olarak ülke çapında benimsenmesindeki yüksek oran sayesinde mümkün olmuştur." Günümüzde halen ekonomik yapı yönünden, bölgenin en büyük gelir kaynağı çay üretimidir.
Çayın Rize'ye getiriliş biçimi, 40 yıldan azla bir süre için, Atatürk'ün mirası olan devletçi politikalardan, Özal'ın 1980'lerdeki seçim kampanyasında kullandığı serbest piyasa söylemine kadar, bu dönemdeki Türk ekonomi politikasının ana eğilimlerini örnekliyor. "D. Karadeniz, DP'nin 1950'lerdeki kırsal kesim politikalarının genel ideolojik hamlesini göstermektedir. Amaç, bağımsız aile çiftliklerinin ticari faaliyetlerini geliştirmek ve böylece maddi eşitsizliklerin eski biçimlerini zayıflatmaktı.
Başlangıçta çayın üretim maliyetinin diğer ürünlere göre daha az olması, katma değerin yüksek olması, iç pazar sorununun bulunmaması, çayın ekim alanlarını genişletmiş, çay il ekonomisinin lokomotifi haline gelmiştir. 1984'de Anavatan Partisinin iktidara gelmesi ile çayda yeni bir dönem açılarak serbest piyasa ekonomisine göre devlet tekelinden çıkarılarak özel sektörün bu alanda yatırım yapmasının önü açılmıştır. Bu uygulamanın çay sektöründe rekabet yaratarak yeni bir açılım getireceği ve ürün fiyatının değerleneceği söylemlerinin aksine, ilk kurulan özel çay fabrikalarının çoğu iflas etmiş, halktan aldıkları yaş çayın karşılığını ödemeden piyasadan çekilmişlerdir. Ayrıca, özel sektör yatırımları, beklenenin aksine kuru çay üretiminde devlet kuruluşu Çaykur teşkilatının ürün kalitesini yakalayamamışlardır. Halen bölgede, irili ufaklı onlarca özel çay fabrikası faaliyet göstermektedir.
Bugün ise, çaya uygulanan fiyat ve alım politikaları, bölgede arazilerin bölünmesi ve daha iyi yaşama özlemi, çay üreticisi için çayı bir geçim kaynağı olmaktan çıkarmıştır.
__________________
İnsanlar onlara ne söylediğinizi ne yaptiginizi unutabilirler. Ama insanlar, onlara kendilerini nasil hissettirdiginizi asla unutmazlar."
Yanlızlık bu Ömür Boyu ....!!!
|